Bill Jensen'in Work 2.0 Modeli ve Yaşadıklarımız | ||
|
SUNUŞ Kaydedilmediğinde bir sohbetin konusu aklımızda kalır veya kalmaz. Hoş, sohbet de kaydelirmiymiş. Şubat 2002'de FastCompany CoF İstanbul'dan bir grup arkadaşımızla Bill Jensen'in Work 2.0 modelini merkez alarak, içinde yaşadığımız yönetim modelleri hakkında sohbet etmeye başladık. Bu konuyu bir dizi sohbet oturumunda paylaştık. Anılarımızı, düşüncelerimizi ve duygularımızı paylaştık. Hoşça zaman geçirdik. Aşağıdaki metin ilk adım olmak üzere, sohbetlerimiz sırasında aldığımız kısa notları derleyip, aralara sohbetlerde paylaştığımız yaşantılarımızı serpiştirerek bir yazı hazırladık. Herkes kendi yaşantısını istediği gibi, sohbet ortamındaki gibi yazdı. Yazımızı okurken sohbetimize katılacağınızı umuyoruz. Dursun Akkurt
| ||
Bilgisayar ve İnsan EtkileşimiKatılımcılar: Konular: | ||
GirişBill Jensen bir "change consultant". 1985'te Jensel Group'u (http://www.work2.com) kurmuş. Fortune 500 şirketlerine "simplicity" ilkelerine uygun iş yönetimi ve iş tasarımı temelli değişim danışmanlığı yapıyor. "Simplicity" adlı bir kitabı daha var. Work 2.0 modeli de simplicity yaklaşımını esas alıyor. Simplicity iş süreçlerinde zamanla oluşmuş ve işin yapılması açısından önemli olmayan/kritik olmayan işlemlerin kaldırılmasını ifade ediyor. Zamanla önemini kaybetmiş veya yanlışlıkla uygulanmakta olan işlemlerin kaldırılması işin etkinliğini ve verimliliğini artırıyor. Work 2.0 modeli ile Jensen, çalışan, çalıştıran ve müşteri ilişkilerinin yeni özellikler kazandığını ve kuruluşların bu özellikleri anlayıp buna uygun yapılar geliştirmeleri gerektiğini öneriyor. Değişim dört boyutta gerçekleşiyor. Asset revolutin, my work my way, peer to peer (P2P) ve extrem leadership. Çalışanların sahip olduğu varlıklar (assets) çalışanların yatırımıdır. Zamanları, dikkatleri, düşünceleri, bilgileri, heyecanları (passion), enerjileri ve sosyal çevreleri çalışanların varlıklarıdır. Bu varlıklar şirketin işini yapması için gereklidir. Çalışanlar, varlıklarının/yatırımlarının karşılığını almak üzere çalıştıranlarla eşit zeminde ilişki kurmalıdır. Çalışanlar, varlıklarının karşılığını adil ücret, iyi çalışma koşulları, varlıklarının geliştirilmesi ve emeklerine değer kazandırılması (ürettiklerinin en iyi biçimde satılması) biçiminde istiyorlar. Bu boyut varlık devrimi (asset revolution) olarak adlandırılıyor. Kuruluşlara, çalışanlarının varlıklarının farkında olmaları ve bu varlıkları geliştirmeleri öneriliyor. Verimlik için, sadece iyi ücret ve iyi fiziksel çalışma ortamı değil; çalışanların kendilerini geliştirebilmeleri, işlerini geliştirebilmeleri ve şirketteki verimlilik koşullarını geliştirebilmeleri için her türlü ortamın hazırlanması öneriliyor. Bir başka deyişle, çalışan/çalıştıran/diğerleri ilişkisinin kazan/kazan/kazan ilişkisine dönüştürülmesini öneriliyor. Jensen'in önemle üzerinde durduğu diğer boyutlar bire bir (peer to peer), iş yordamım (my work my way), uçta liderlik (extrem leadership) kavramlarıdır. Bu kavramlara sırasıyla değineceğiz. | Konular | |
Varlık devrimi (Asset revolution)Work 2.0 modeli ilk bakışta marjinal bir yaklaşım ortaya koyuyor. Bu nedenle ilk tepkiler, önerilen yeni yönetim modelinin ulusal, sektörel veya şirket gelenekleri ile ilişkisini sorgulamak biçiminde oldu. Hakan Yaman ABD ekonomisinde üretim sektörünün (manufacturing) payının azaldığını ve bunun yerine hizmet sektörü gibi sektörlerin ağırlık kazanmaya başladığını açıkladı. Bu durumun çalıştıran/çalışan ilişkileri üzerinde etkili olduğuna değindi.
Gelecekte ise bu ekonomilerde çoğunluğun bilgi çalışanları (knowledge worker) oluşacağı öngörülüyor. Bilgi çalışanları kendilerini çalıştıkları şirketle değil, kendi uzamanlık alanları ile özdeşleştiriyorlar. Yani: “Ben XYZ şirketinde çalışıyorum” yerine “Ben bir hemşireyim/bilgisayar programcısıyım” diyorlar. Bu bakış açısı, çalışanlarla işverenler arasındaki tüm ilişkilerin yeniden tanımlanmasını gerektiriyor. Önceki dönemlerde, işveren ve kendisine iş “bahşedilen” arasındaki eşit olmayan ilişki yerini “eşitlik getiren bir anlaşmaya” bırakıyor. Varlık devrimi boyutunun en belirgin yaşandığı nokta çalışanın ücret talebi ve kuruluşların buna ilişkin uygulamalarıdır. Çalışan ücret artışı dönemlerinde kendi özelliklerine uygun gördüğü ücreti talep eder ve bir çok şirket çalışanlarına hiç bir şans tanımadan ücret artışı oranlarına karar verir. Bazı şirketlerde performans değerlendirme yöntemleriyle çalışanların durumuna göre farklı ücret artış oranları belirlenmektedir. Dursun Akkurt ve İhsan Gercelman gelişimi ve sonucu ilginç olan ücret pazarlığı yaşantıları aktardılar.
Güçlü gelenekleri olan, bir üretim sektörü şirketindeki ücret artırma veya terfi konularında çalıştıran/çalışan ilişkileri açıklandı. Ücret artışı ve terfi gibi konularda şirket geleneklerinin ağır bastığı, çalışan taleplerinin şirket gelenekleri elverdiğince karşılandığı ifade edildi. Çoğunlukla çalışanın büyük şirketler gözünde alternatifsiz veya yeri doldurulamaz olmadığı; bu nedenle de çalışanın işten ayrılmasının önemli görülmediği yorumu yapıldı. İnsan kaynakları birim yöneticileri olarak Nurten Evrenosoğlu ve Mehmet Konuk iş başvurularında özel çalışma odası, eğitim gibi ücret ötesi taleplerin geldiğini ve bunların başvuranın varlıklarına (assets) ve iş için önemine göre değerlendirilebildiğini açıkladılar. Hakan Yaman güçlü gelenekleri olan şirketlerde çalışan varlıklarının dinamik değil statik olarak ele alınabildiğine ilişkin bir örnek verdi. Seçilmiş "prens"lerin şirket adına fedakarlık ederek korunmaya çalışıldığını, buna karşılık diğer çalışanlara daha az şans tanındığını ifade etti.
Oldukça büyük çaplı bir değişim projesi uygulayan ve sonuçta önemli başarılar elde eden Garanti Bankası örneğini inceledik. Nurten Evrenosoğlu Garanti Bankasının saldırgan kafa avcılığı (head hunting) uygulamalarını anlattı. Üniversitelerin sadece son sınıf öğrencileri değil, ikinci sınıf öğrencilerinin de ileride işe almak üzere değerlendirildiği belirtildi. Dursun Akkurt ise Garanti Bankasının değişim projesine ilişkin kendi yaşantılarını aktardı.
Birinci oturumda ortaya çıkan tablo geleneksel veya kendine özgü kültürünü oluşturmuş olan şirketlerde çalışanın varlıklarından çok şirketin geleneklerinin işletildiğini, bu durumun şirketin kişilere bağımlılığının çok az olmasından kaynaklandığını gördük. Buna karşılık küçük şirketlerde çalışanların varlıkları, şirketle çalışanlar arasında ilişkilerin eşit zemine kaymasına yol açabiliyor. Diğer yandan şirketlerin çalışanlarına ve iş süreçlerine dönük yatırımlarının büyük geridönüşleri olabiliyor. Work 2.0 modeli açısından bakıldığında çalışanların varlıklarının farkında olması ve şirketlerin bu varlıklara değer vermesi; varlık devrimi, ülkemiz iş hayatında henüz fazla yer bulamıyor. Yaşamakta olduğumuz kriz bunun için uygun koşulları oluşturabilirmi? | Konular | |
Bire bir ilişki (Peer-to-peer)Sohbetimizin ikinci oturumuna ilk oturumun ve Work 2.0 modelinin geniş bir özeti ile başladık. Varlık devrimi özelliklerinden biri çalışanın emeğine değer kazandırılmasıdır. Bu çalışan ile müşteri arasındaki mesafenin azltılmasını ve müşterinin sesini çalışana duyurmasını içeriyor. Work 2.0 modeline örnek bir durumda, müşteri ile çalışanlar arasında doğrudan iletişim kurulduğunda üretimin kalitesinde ve müşteri memnuniyetinde büyük artış olduğu görülmüş. Tayfun Demiröz bir bankada buna benzer bir uygulamayı müşteri taleplerinin bir formla paylaşılması biçiminde uygulamaya çalışmış.
Büyük kuruluşların farklı bölümleri arasında çalışan ve müşteri ilişkileri açısından farklılıklar olabiliyor. Mehmet Orhun Eskici ve Gül Sevinç bu farkların önemli olduğu durumlardan örnekler verdiler.
Bu noktada Work 2.0 modelinde P2P (peer-to-peer) ilişkilerin önemi ortaya çıktı. Çalışanların kişisel ilişkileri, çalışanların şirket ile ilişkileri, çalışanların müşteriler ile ilişkileri büyük önem kazanıyor. Bu ilişkilerde paylaşılan bilgiler üretimin kalitesini ve verimini artırma potansiyeli taşıyor. Şirketlere bu ilişkilerin içerik ve özelliklerini anlamaları, ilişkileri geliştirmeleri ve bundan faydalanmaları öneriliyor. Kültürümüzün işe karşı sorumluluk duygusunu engelleyici ve arttırıcı yanları olabilir. Orhan Kemal’in Bekçi Murtaza’sı gibi örnekler, toplumumuzda işe karşı sorumluluğun abartılı olarak gösterildiği durumlara örnektir. Bütün toplumlarda çalışanların işe karşı tutumlarının uçlara kaydığı durumlar vardır. Genel olarak doğulu toplumlarda P2P ilişkiler batı toplumlarına göre belirgin farklılıklar gösteriyor. Aileden başlayan katı hiyerarşik yapı ve otoriteye iteat eğilimi doğulu toplumların çoğunda geçerlidir. P2P ilişkinin önündeki en önemli engelin kuruluşlardaki hiyerarşik yapı olduğuna ilişkin yaşantılar aktarıldı. Gül Sevinç müşteri kurum ilişkilerinde ilginç durumlar oluştuğunu aktardı.
Tayfun Demiröz ise hiyerarşik yapının çalışan ile yönetim arasındaki ilişkinin P2P olmasını engellediğini ve bunun işi geliştirme çalışmalarını zorlaştırdığını belirtti.
Kuruluş içinde çalışanların ve birimlerin ilişkilerinin de P2P olmasını engelleyici yapısal sorunlar yaşanabiliyor. Bazı durumlarda sorumluğun dağıldığı, bir çok birim tarafından paylaşıldığı, bu nedenlede sorumluluğu hiç kimsenin üstlenmediği durumlar oluşabiliyor. Kuruluşun yapısında sorumluluğun dağılmasını önleyici mekanizmalar veya P2P ilişkiler kolayca geliştirilemiyor. | Konular | |
Uçta liderlik (Extrem leadership)Ritz Carlton örneğinde Work 2.0’ın konusu olan bir boyut daha ortaya çıkıyor: Uçta liderlik. Çalışanın müşteri memnuniyetini sağlamak üzere parasal risk alma olanağını/sorumluluğunu kullanmasına izin veriliyor. Büyük olasılıkla koşulları önceden belirlenmiş olan bu olanak/sorumluluk, ister istemez, çalışana kendi iş yordamını (my work my way) da kullanma olanağı veriyordur -tabi çalışan bir iki hatasından dolayı işten atılmıyorsa-. Çalışan içinde bulunduğu ilişkide anında risk alıp sorunu çözme becerisini gösterebildiği için uçta liderlik yapıyor. Aynı zamanda bu işi yaparken kaçınılmaz olarak kendi tarzını işe yansıtıyor (my work my way). Uçta liderlik ve özellikle iş yordamı konularında belirgin yaşantılar ortaya koyamadık. Bu durumun özellikle ABD’de Work 1 modellerinin yerleşmiş olmasına karşılık bizde henüz Work 1 öncesi modellerin hakim olması ile açıkladık. Work 1 modellerinde, kuruluşlar, dikey veya kısmen dikey hiyerarşilerini koruyor, çalışanın varlıklarına değil salt verimliliğe önem veriliyorlar. Ancak, iş süreçleri analiz ediliyor, proje geliştirmeye, proje yönetimine önem veriliyor ve verimlilik artırılmaya çalışılıyor. Özetle, Work 1 modellerinde iş ilişkilerine değil üretime ve kaliteye odaklanılıyor. Ülkemizde ise, bir çok büyük kuruluş ta dahil, sadece üretime odaklanılıyor. İş ilişkileri ise özellikle yönetimler tarafından görmezden geliniyor. Bu durumu, Hakan Yaman ve Mehmet Konuk kariyer planlaması yaklaşımlarında batının gerisinde kalışımız ile örneklediler.
| Konular | |
Sonuç olarakSonuç olarak ülkemizde Work 2.0 modelinin uygulanmasının önünde bazı engeller bulunduğunu tespit ettik. Şirketlerimiz Work 1 modellerini benimsemekte ve uygulamakta geç kalıyor. Dolayısıyla varlık devrimi sürecini yaşamamız henüz kolay değil. Katı hiyerarşik özellikler gösteren sosyal yapımız (geleneklerimiz) özellikle P2P ilişkiler kurmamızı ve bundan yararlanmamızı engelliyor. İş yordamım ve uçta liderlik henüz iş süreçlerimizde pek yer bulamıyor. Bütün bu olumsuz tabloya karşılık, şirketlerimizin iş ve yönetim modellerini iyi örneklere göre düzenleme eğiliminde olması öncelikle Work 1 modellerinin yayagınlaşmaya başlamasına yol açıyor. Aynı yolla Work 2.0 modellerinin de ülkemize taşınması mümkündür. Sosyal yapımız ve yaşamakta olduğumuz derin ekonomik kriz iyi değerlendirildiğinde Work 2.0 veya başka iş modellerinin ülkemizde benimsenmesini ve uygulanmasını mümkün kılabilir. Özellikle ekonomik krizin önümüzdeki birkaç yıllık dönemde iş süreçleri üzerinde olumlu etkiler oluşturmasını bekliyoruz. Şirketler iş süreçlerinde ve yönetim modellerinde yaptıkları hataları tekrarlamaktan kaçınma yoluna gideceklerdir. Şirketlerin yeniliklere ve değişime daha açık olmaları gerekiyor. | Konular |
| Merhaba
Bilişim
Psikoloji
İş Yaşamı
Kendimce
|