Düşünme ve YaratıcılıkDursun Akkurt, Temmuz 2001 |
||
İçindekiler Düşünme ve yaratıcılıkla ilgili bazı psikolojik kavramlar Biliş ve temel bilişsel süreçler Bilimsel düşünme yöntemleri Analitik/Eleştirel düşünme / Bütünü görebilme İş gruplarında düşünme ve karar verme - Yönetici grup süreci - Yaratıcı veya sorun çözücü grup süreci - Yanıltıcı bir süreç olarak grupdüşün (groupthink) Yaratıcılık ve yaratıcı düşünme - Bireysel yaratıcılık - Bir iş süreci olarak yaratıcılık Genel Değerlendirme Kaynakça Önerilen Kaynaklar | ||
Düşünme ve yaratıcılık çağdaş iş süreçleri açısından büyük önem verilen süreçlerdir. Özellikle "yeni ekonomi" kavramı ile ifade edilen sistem/ler bilgiye, yaratıcılığa ve sorumluluk alma davranışına gereksinim duyuyor. Yenilikçilik (innovation) kavramı yüksek kaliteli bilginin üretilmesini ve uygulanmasını ifade ediyor. Şirketlerin bütün çalışanlarıyla bilmesi, düşünmesi, yaratması ve sorumluluk alması gerekiyor. Düşünme ve yaratıcılık, aralarında sıkı bağlar olan ve birbirlerine oldukça yakın görünen süreçlerdir. Her ikisi de insan zihninin yüksek işlevleridir. Doğal olarak bu karmaşık süreçlerin etkileşim içinde olduğu çok sayıda başka zihinsel ve sosyal süreçler vardır. Ancak, konumuzu "iş ortamında düşünme ve yaratıcılık" olarak sınırladığımızda kişilik, tutumlar, güdülenme, zekâ ve duygusal zekâ üzerinde özellikle durulması gereken kavramlar olarak ortaya çıkmaktadır. |
İçindekiler | |
Düşünme ve yaratıcılıkla ilgili bazı psikolojik kavramlar: kişilik, tutumlar, güdülenme, zekâ, duygusal zekâ"Sosyal Etkileşim ve İletişim Becerileri" konusu kapsamında incelediğimiz, benliğin dinamizmine karşılık, kişilik bir ölçüde statik özellik göstermektedir. Kişiliği bireyin özel (characteristic) ve ayırıcı (distinctive) davranışları biçiminde tanımlamak mümkündür (Morgan, 1980). Özel davranışlardır, çünki bireyin sıklıkla gösterdiği tipik davranışlardır. Ayırdedici davranışlardır, çünki bireyi başkalarından farklı kılarlar. Kişilik özellikleri, bir başka deyişle kişiliği oluşturan davranışlar sıklıkla gösterilmeleri ve ayırıcı olmaları nedeniyle başkalarının kişiyi algılamasında ön plana çıkarlar ve kişinin davranışlarını tahmin etmede kullanılırlar. Oysa, belirli davranışların sıklıkla gösterilmesi her durumda gösterilecekleri anlamına gelmez. Bu nedenle yalnızca kişiliğin davranışları tahmin etmede kullanılması yanıltıcı olabilir. Diğer yandan yetenekler, benlik değeri, başa çıkma davranışları gibi bazı kişilik özellikleri, iş ortamına ilişkin duygu ve davranışları anlamakta kullanılabilecek değerli bilgiler verirler. Yeteneklerin bilinmesi ve geliştirilmesi halinde daha etkin görevlendirme ve grup çalışmalarına katkı elde etmek mümkün olabilir. Benlik değeri, kişinin mücadele etme gücü, sosyal ortamdaki yerini belirleme, sağlıklı ve doğru iletişim kurma davranışları üzerindeki büyük etkisiyle önemli bir parametredir. Başa çıkma davranışları ise kişinin sorunlar ve çatışmalar karşısındaki davranış ve tavır alışlarını belirlemesi açısından önem kazanmaktadır. Tutumları da "Sosyal Etkileşim ve İletişim Becerileri" konusu kapsamında kişiler arası etkileşim açısından kısaca incelemiştik. İş ortamına ve süreçlerine ilişkin duygu ve davranışları anlamakta tutumlardan da yararlanılabilir (Kağıtçıbaşı, 1979). Tutumlar, kişilerin sosyal etkileşim davranışları ve düşünme gibi zihinsel süreçler üzerinde olumsuz veya olumlu etkiler gösterebilmektedir (Forbes, 1999). Güdülenme (motivation) iş performansı açısından sıklıkla kullanılan bir kavramdır. Güdülenme kişinin bir davranışı yapma eğiliminde olmasıdır. İhtiyaçlar gibi içsel veya kaynağı kişide olan, ödül ve ceza gibi kaynağı dışarıda olan faktörler kişileri güdüleyebilmektedir. Güdülenme kişinin ortama istemli ve etkin olarak katılmasını sağlaması açısından önemli olduğu kadar, iş doyumu elde edebilmesi için de gereklidir. Yaratıcılık için ilham veya yaratma güdüsü bir önkoşuldur (Forbes, 1999). Zekâ sorun çözme yeteneğidir. Sorunların yaşandığı alanlara (mekanik, sözel, sayısal, sosyal, duygusal vb) göre farklı zekâ alanlarından da sözetmek mümkündür. Psikolojide kullanılan zekâ kavramı, bireyin sorun çözme yeteneğini; bir başka açıdan çevreye uyum düzeyini ifade etmektedir. Bu nedenle standart zekâ testlerinde mekanik, algısal, düşünsel ve sözel beceriler sayısal olarak ölçülüp, bireyin kendi özelliklerini taşıyan toplum grubu içindeki yeri belirlenmeye çalışılmaktadır (Morgan, 1980). Zekâ düzeyi işe ve iş yerine uygun kişileri belirlemek için kullanılabilecek bir parametredir. Ancak çok genel tanımlanması halinde ölçülmesi zorlaşmakta veya çok özel tanımlandığında ölçümün geçerliği azalmaktadır. Thorndike zekâyı üç alana ayırmaktadır. 1.Soyut zekâ: sözel ve matematiksel sembolleri anlama ve bu sembollerle işlem yapma becerisi. 2.Somut zekâ: nesneleri anlama ve nesnelerle işlem yapma becerisi. 3.Sosyal zekâ: insanları anlama ve insanlarla ilişki kurma becerisi. Sosyal zekâ kişiler arası ve kişi içi biçiminde de ayrılmıştır. Thorndike'ın sosyal zekâ kavramı, günümüzde kullanılan duygusal zekâ kavramına çok yakındır. Duygusal zekâ, kendi duygularını ve başkalarının duygularını gözleme, duyguları ayırdetme ve duygulara ilişkin bilgiyi düşünme ve eylemlerinde rehber olarak kullanma becerisi olarak tanımlanabilir. Duygusal zekâyı bir süreç olarak ta incelemek mümkündür. Kendi farkında olmak (kendini gözlemek ve duygularını belirleyebilmek), duyguları yönetmek (duygunun duruma uygun olup olmadığını değerlendirmek ve korkular, kaygılar gibi duygudurumlarını yönetmek), kendini güdülemek (duyguları amacı gerçekleştirmek için yönlendirmek), empati kurmak ve ilişkileri yönetmek (sosyal rekabet ve sosyal becerilerden haraketle başkalarının duygularını yönetmek) (Young, Temmuz 2001). Duygusal zekâ, liderlik, grup performansı, bireysel performans, kişiler arası alışveriş, değişimi yönetmek ve performans değerlendirme gibi işe ilişkin süreçlerle ilişkilendirilmektedir. Özellikle yöneticilerin yüksek duygusal zekâ sahibi olmaları gerektiği vurgulanmaktadır. Çünki, duygusal zekâ insanları yönetme becerisi açısından merkezi öneme sahiptir. Duygusal zekâ eğitimle geliştirilebilmektedir (Murray, Temmuz 2001). |
İçindekiler | |
Biliş ve temel bilişsel süreçler (duyma, algılama, farkında olma, karar verme, edim/eylem)Düşünme ve yaratıcılığı iş ortamı açısından değerlendirmeye başlamadan ilişkili olduğu bilişsel süreçlere kısaca değinmek yararlı olacaktır. Biliş (cognition) öğrenme, sorun çözme, geleceğe ilişkin plan yapma gibi karmaşık zihinsel süreçlerin genel adıdır. Düşünme, yargılama, karar verme, sorun çözümü, kavramlaştırma yeteneği, dil yeteneği gibi yüksek zihinsel süreçler ve daha basit olduğu düşünülen dikkat, algı, bellek gibi süreçler bilişsel süreçlerdir. Duyum, algı, farkında olma (awareness) süreçlerini düşünme sürecinin ön bileşenleri olarak ta değerlendirebiliriz. Karar verme ise düşünme sürecinin son aşaması olarak değerlendirilebilir. Çevremizden gelen uyarıların (ışık, ses, koku, tat, ısı, yoğunluk vb) bedenimiz tarafından alınması süreci duyumdur. Duyum süreci ile çevremizdeki fiziksel değişimlere ilişkin ilkel yaşantılar oluşur. Duyum yaşantılarını yorumlama ve anlamlandırma algılama sürecidir (Morgan, 1980). Farkında olma, algılamadan sonra olay ve nesnenin ayırıcı özelliklerini belirleme sürecidir. Farkında olma süreci belleğin kullanıldığı aşamadır. Yaklaşmakta olan arkadaşımızı tanıma süreci, önce ayak seslerini duyma veya onu görme ile başlar (duyum). Ardından onun çevredeki diğer nesnelerden farkı belirlenir (insan-diğer, tanıdık-yeni vb) (algı). Son olarak onun çevredeki veya tanınan başka insanlardan farkı (arkadaş-yabancı, ali-veli vb) belirlenir (farkında olma). Duyma, algılama, farkında olma süreçlerinin sonunda olay veya nesnenin varlığıyla bize ilettiği bilgi elde edilmiş olur. Ancak henüz karar verme veya eylem söz konusu değildir. Olup biten her şey bir saniyeden kısa bir zamanda, yaklaşık 100-400 mikro saniye içinde gerçekleşmiştir. Bundan sonraki süreç karar vermek ve gerekiyorsa bir eylemde bulunmaktır. Kararı vermek göreli olarak daha karmaşık bir süreçtir. Düşünme sürecinin son aşamasıdır. Edim/eylem ise düşünme sürecinin bir ürünü olarak gösterilen beden hareketleri veya içsel davranışlardır. |
İçindekiler | |
Bilimsel düşünme yöntemleri (Analiz/Sentez, Tümden gelim/Tüme varım)Düşünmek insan merkezli felsefi akımların en önemli malzemesidir. Düşünmek, yerine göre insan olmanın ve insanca varolmanın kanıtı veya varlığın kendisi sayılmıştır. Maddeci felsefelerde ise bezen insanın en zayıf yönü, bazen de maddenin en karmaşık ürünü olarak görülmüştür. Temel varsayımın kaynağı hangi felsefi akımdan alınırsa alınsın, düşünmek, gerçeğin anlaşılması için gösterilen zihinsel etkinliktir. Bu tanımdan hareketle, düşünmenin, bilginin anlamlandırılması, gerçeğin anlaşılmaya çalışılması için gösterilen çaba/lar olduğu sonucuna varabiliriz. Olay veya nesnelerden alınan bilginin (algılama/farkında olma) başlangıç noktası oluşturduğu durumlarda (hayal kuma, rüya görme vb hariç) iki farklı metodla düşünmek mümkündür. Metodlardan biri analiz, diğeri sentezdir. Konunun bileşenlerini ve bileşenler arasındaki ilişkileri anlamak için ayrıntılar üzerinde çalışmak analiz yöntemidir. Konunun bileşenlerine ve bileşenler arasındaki ilişkilere dayanarak bütünü açıklamaya çalışmak sentez yöntemidir. Kuramdan yola çıkarak, kurama kanıt arama yöntemi tümden gelim; gözlemden yola çıkarak kuram oluşturma süreci ise tüme varım yöntemidir. (Trochim, 2001).
|
İçindekiler | |
Analitik/Eleştirel düşünme / Bütünü görebilmeDüşünme sürekli bir davranış olduğu için çoğunlukla yapılandırma gereği duyulmadan bilişsel tarz (cognitive style) kullanılarak gerçekleştirilir. Ancak, bazı durumlarda düşünme özel bir davranış olarak, bir sisteme uyularak yapılır. Analitik düşünme, bilgi ve kanıt toplama (bilgi toplama), mevcut durumu veya sorunu tanımlama (formüle etme), çözüm/karar alternatiflerini belirleme (alternatifleri belirleme) ve seçenekler arasından tercih yapma (karar verme) aşamalarını izler. Düşünme tarzı veya daha genel bir ifadeyle bilişsel tarz esasen sürecin alt bölümlerine ayrılan zamanın göreli olarak ayarlanması, belirli tipte gözlem ve kanıtların tercih edilmesi, tutumların kullanılması gibi düşünme sürecinin şekline ve yöntemine ilişkin özellikleri içeriyor (Peirce, 1998). Tarz açısından bakıldığında çok çeşitli düşünme biçimlerinden bahsetmek mümkündür (rasyonel, politik, işlemsel vb.). Düşünme tarzı karar verme sürecini hızlandırmaktadır. Ancak, değişken durumlarda hata yapma olasılığını artırmakta ve yaratıcı çözümler üretmeyi engelleyebilmektedir. Bilgi toplama aşamasında tarafsız olmak, doğru bilgi kaynaklarını seçmek, doğrudan bilgi toplamak ve yanıltıcı faktörlere karşı duyarlı olmak gereklidir. Başka insanların bilgi kaynağı olarak kullanılması durumunda, bu kişilerin konuya ilişkin tutum ve yargıları ile bu kişilere karşı tutumlar toplanan bilginin yanıltıcı olmasına yol açabilir. Bilginin doğrudan toplanması sırasında ise kişinin kendi yanlılıkları ve zaafları yanlış bilgi toplamaya yol açabilir. Doğal olarak bilgi toplama aşamasında sorulan soru da elde edilen bilgi üzerinde belirleyici rol oynamaktadır (Anderson, Temmuz 2001). Birden fazla bilgi kaynağına başvurmak veya birden fazla oturumda bilgi toplamak, toplanan bilginin güvenirliğini test etme olanağı verir. Bilginin geçerlik alanı önemli ise bilgi kaynaklarının çeşitliliği veya belirli zaman süresince kararlı olmaları da önem kazanacaktır. Duruma veya soruna ilişkin geçmiş yaşantılara başvurmak, hem bağlamı anlamayı, hem de muhtemel karar ve çözüm alternatifleri hakkında başlagıç noktası belirlemeyi kolaylaştıracaktır. Ancak, tarihçenin bağlayıcı bir unsur olarak kullanılması yeni ve yaratıcı karar ve çözümler üretmeyi engelleyecektir (Anderson, Temmuz 2001). Özellikle tekrar eden durum ve sorunlar söz konusu ise tarihçeye karşı duyarlı olmak, ancak bağlayıcı bir unsur olarak dikkate almamak uygun olabilir. Sorunun veya durumun tespit edilmesi (formüle etme) yönteme ilişkin bilgi gerektiren bir çalışmadır. Sadece sorunun görülmesi ve hakkında bilgi toplanması sorunun formüle edilmesi için yeterli değildir. Bilimsel yöntemde, formül, toplanan bilgilerin nedenler, ara süreçler, etkili faktörler ve sonuçlar biçiminde düzenlenmesi biçiminde elde edilir. Bu aşamada kendi başına bir çok ara karar verilir; bir çok ara düşünme süreci yaşanır. Formülasyon aşamasında duruma veya soruna ilişkin özellikleri tek tek yazmak, yazılan faktörleri sınıflamak, ağırlıklandırmak, ilgili diğer durumlarla ilişkilerini belirlemek hata yapmayı önlemek açısından yararlı olacaktır (Barnett, Ağustos 1999). Durumun tespit edilmesi veya sorunun formüle edilmesinden sonra karar veya çözüm alternatifleri belirlenir. Alternatifler belirlenirken çeşitli yaratıcı etkinliklere veya deneyimlere başvurulur. Alternatifler, geleceğe ilişkin tahminler, geçmiş yaşantılar, istatistikler, başkalarının tercihleri gibi içsel veya dışsal faktörlere bağlı olarak şekillenebilir. Ya da bütünüyle sezgiler, muhakeme ve yaratıcılık gibi özel yeteneklere bağlı olarak tahminde bulunmak mümkündür. Geçmiş yaşantılar, istatistikler, başkalarının tercihleri gibi faktörlere göre tahminde bulunmak yeni ve yaratıcı sonuçlara ulaşmayı zorlaştıracaktır. Buna karşılık bütünüyle sezgiler, muhakeme ve yaratıcılık gibi faktörlere göre tahminde bulunmak ise hata yapma şansını yükseltecektir (Anderson, Temmuz 2001; McComiskey, 1997). Son aşamada eldeki verilere ve yapılan değerlendirmelere göre ya bütünüyle yeni, daha önce benzeri olmayan bir karar verilir ya da önceden var olan alternatifler arasından bir seçim yapılır. Düşünme sürecini bu şekilde yapılandırmak elde edilen sonucun/kararın güvenirliğini artıracaktır. Ancak bilinen hiç bir yöntem kararın geçerliğini garanti etmemektedir. Bu nedenle her düşünme ve karar verme sürecini bağımsız ve kendi içinde güvenilir olmak üzere yürütmek belki de en uygun stratejidir. Bütünü görebilme veya genel görünüşü yakalayabilme özelliği eleştirel düşünmenin zıddı gibi anlaşılmamalıdır. Bütün, bileşenlerinin toplamından farklıdır. Hidrojenin ve oksijenin özelliklerini ve hatta birleşmeleri halinde suyun oluşacağını bilmemiz su hakkında herşeyi bildiğimiz anlamına gelmez. Analiz yöntemiyle bütün bileşenler ve bileşenler arasındaki ilişkiler bulunsa bile bütünün kendi başına anlaşılmaya çalışılması halinde ulaşılan bilgi daha işlevsel hale gelecektir. Karmaşık durumlarda bütünü görmenin özel bir yetenek olduğu görüşü oldukça yaygındır. Bazı insanların, açıklanamayan bir biçimde çok kısa sürede, karmaşık bir durumu tanımlayabildikleri ve en genel özelliklerini belirleyebildikleri biliniyor.Konu hakkında genel parametreleri içeren sınırlı ama doğru bilgilere sahip kişilerin de konuyu ince detaylarına kadar bilenlere göre, bütünü daha rahat görebildikleri söylenebilir. Bütüne ilişkin genel görünüşü elde etme yöntemlerinden biri buldurucu (heuristic) yöntemdir. Buldurucu yöntemde konuya ilişkin bazı bileşenler ve özellikler önemlerine göre seçilerek kullanılırlar (Anderson, 1996). Bu seçimde tamamen geçmiş yaşantılara, deneyimlere güvenilir. Seçilen özelliklerin veya ilişkilerin detayları da gözardı edilir. Böylece mümkün olan en kısa yoldan bütüne ilişkin niteleyici özelliklerin elde edilmesi amaçlanır. Buldurucu yöntem hata yapma olasılığını artırmakta; ancak yaratıcı sonuçlara ulaşma olasılığını da artırmaktadır (Ludwig, 2001). Doğal olarak analitik düşünme yoluyla da bütünü görebilmek mümkün olabilir. Bunun için analiz sürecini bütünün sınırlarıyla sınırlandırmadan, bütünün içinde yer aldığı bağlamın ve bütünün içinde bulunduğu ilişkilerin de anlaşılmaya çalışılması gereklidir. |
İçindekiler | |
İş gruplarında düşünme ve karar vermeKarar vermenin aşamaları grupta da kişide olduğu gibi dört aşamada ele alınabilir. Ancak grubun davranışları kişinin davranışlarından başka faktörlerden de etkilenmektedir. Düşünmek ve karar vermek üzere oluşturulan grupların farklı yaklaşımlarla oluşturulması ve çalıştırılması gerekir. |
İçindekiler | |
- Yönetici gruplarda karar verme: Çaba normları, bilişsel çelişkiler, bilgiyi kullanma becerisi grubun karar verme süreci üzerinde etkili sosyal psikolojik süreçlerdir. Çaba normları grup üyelerinin tek tek belirli durumlarda göstermesi gereken performansa ilişkin kurallardır. Bilişsel çelişkiler üyeler arasındaki görüş, bakış açısı ve tutum farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Bilgiyi kullanma becerisi ise grup üyelerinin tek tek veya bütün grubun bilgiden yararlanarak sonuca gidebilmesi becerisini ifade etmektedir. Yapılan işin şirketlerin performansı üzerinde belirleyici etkisi olmasına karşılık, yönetim kurullarının performansını değerlendirmek kolay değildir. Bir yaklaşıma göre, yönetim kurullarında başarı, görev performansına ve grup sargınlığına göre değerlendirilebilir (Forbes, 1999). Grubun çaba normları, grup süreci boyunca geliştirilirler. Yeni katılan üyeler de daha önceden geliştirilmiş olan çaba normlarına göre değerlendirilirler. Normlar belirli statülere ilişkin olabileceği gibi grubun tamamına ilişkin de olabilirler. Bilişsel çelişkiler yapılmakta olan işle doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkili olabileceği gibi tamamen ilişkisiz de olabilir. Bilişsel çelişkiler doğru yönetildiğinde yaratıcı ve etkin çözümlere ulaşmak mümkün olabilmektedir. Yanlış yönetim halinde çelişkiler çatışmalara ve performans kaybına yol açabilmektedir. Gruba bilgi sunulması ve bu bilgiyi kullanma becerisi de grup performansını önemli ölçüde etkilemektedir. Grup ortamına yeterli bilgi gelmesi için gruptaki herkesin katılımı gereklidir. Bilginin yanlılıklardan ayıklanması ve ilişkilendirilmesi kullanılabilir hale gelmesini sağlar. Bilgiyi kullanma becerisini artırmak üzere ilişkiler (neden-sonuç, özelleştirme-genelleme, destekleyici-engelleyici vb) vurgulanabilir; ve grubun ortak karara varabilmesi için üyeler arasındaki birlikte çalışma uyumu desteklenebilir (Team Engineering Collaboratory, Temmuz 2001). İş ortamlarında, bilgi toplama ve durumu tanımlama aşamasına ilişkin belirli zorluk ve sorunlar yaşanmaktadır. Çoğu zaman mevcut duruma ilişkin sağlıklı bilgi almak, dolayısıyla da durumu doğru tanımlamak zor olmaktadır. Katı hiyerarşik yapı, bilgi kaynağının yetersizliği, bilginin zamana duyarlılığı ve bilginin düzenlenememesi sıklıkla karşılaşılan sorunlardır. Doğru ve güvenilir bilgi toplamak için konuyu bilmek, mümkünse birden fazla kişinin gözlem yapması, mümkünse birden fazla gözlem yapılması, gözlem sonuçlarının birlikte düzenlenmesi ve duruma ilişkin başka kişilerin yardımına başvurulması sorunları azaltabilir (Forbes, 1999; Lahti, 1996). |
İçindekiler | |
- Yaratıcı veya sorun çözücü grup süreci: Grup liderinin soru sormayı bilen, üyelerin birlikte olduklarında rahat olabilecekleri, açımlayıcı, mümkünse örgüt dışından biri olması öneriliyor. Grup liderinin konunun tarafı olmaması (yönlendirici olmaması) ama konuya ilişkin çok genel bir bilgiye sahip olması (toparlayıcı olması) verimli bir grup süreci için yararlı görülüyor (National School-To-Work Opportunities Team). Düşünme veya yaratıcı etkinlik grupları için önerilen çalışma programı yer seçimi, gündemi oluşturma, soruların geliştirilmesi, görüşleri kaydetme, üyeleri ödüllendirme ve sonuçları analiz etme biçiminde yapılandırılıyor (Washington State Library, Haziran 2000). Toplantının tanıdık, rahat, göz teması kurmaya elverişli ve gerektiğinde tazeleyici bir ortamda yapılması önemlidir. Gündem oluşturulurken konuya ilişkin detaylı bilgi verilmesi ama yönlendirme yapılmaması, amacın ve kuralların açıkça tanımlanması yararlı olmaktadır. Liderin en az iki soru sorarak başlaması, soruların bir mantık dizisi içinde düzenlenmesi ve açık uçlu sorular sorulması konunun ve görevin anlaşılmasını kolaylaştırmaktadır. Görüşme sürecinin yeteri kadar detaylı kaydedilmesi, görüşlerin atlanmadan ve içeriği değiştirilmeden kaydedilmesi verimliliği artıracaktır. Üyelerin ödüllendirilmesi bir sonraki çalışmaya katılımlarını güdüleyecektir. Sonuçlar analiz edilirken aşağıdaki yol izlenebilir:
|
İçindekiler | |
- Yanıltıcı bir süreç olarak grupdüşün
(groupthink)
|
İçindekiler | |
Yaratıcılık ve yaratıcı düşünmeYaratıcılık bir çok inanışa göre sadece tanrıya özel bir yetenektir. Yaratıcılık mitolojide, teolojide ve bazen de günlük yaşamda tanrılarla yarış biçiminde görülür. Adem ve havva miti, Prometheus'un ateşi insanlara vermesi miti, üç büyük dinde (Müslümanlık, Hristiyanlık ve Musevilik) suret resmetmenin veya heykel yapmanın yasaklanması da bu fikrin yansımalarıdır (May, 1991). Bu çalışma kapsamında, yaratıcılığı, insanın, benzeri olmayan yeni bir şey yapması veya olan bir şeyi daha önce girmediği bir biçime sokması olarak tanımlıyoruz. Ancak bu tanım yeterli değildir. Yapılan yeni şeyin, yaratıcılık olması, toplum için özel bir değerinin olmasına bağlıdır. Söz konusu özel değer estetik veya yararlık biçiminde olabilir. Evrensel değerlere aykırı bir yaklaşım çok yeni ve orijinal ürünler ortaya koysa bile bunu yaratıcılık saymak mümkün değildir. Nazilerin insanları fırınlarda yakmasını bu nedenle yaratıcılık sayamayız. Özellikle sanayi toplumu ile birlikte yaratıcılık sadece sanat için gerekli bir yetenek olmaktan çıkmış, gerekli ve zorunlu bir iş yeteneği olarak önem kazanmıştır. Bilim (Einstein, Edison, Pasteur, Rutherford, Bell vd) ve sanatta (Jule Verne, Dickens, Tolstoy, Motzart, Bethoven, Degas, Van Gogh vd) olduğu gibi iş alanında da (Ford, Microsoft, Sony, Intel vb) yaratıcılığını iyi kullananlar yıldızlaşmaktadır. Yaratıcılık ve yenilikçilik yeni ekonomi formülünün vazgeçilmez bileşenidir (Demiröz, Temmuz 2001). |
İçindekiler | |
- Bireysel yaratıcılık Bilgi toplama, konuya ilişkin perspektif edinme ve konunun detaylarını öğrenme aşamasıdır. Bilgi toplamak için önerilenler:
Kuluçka, bir anlamda toplanan bilginin hazmedilmesi ve/veya bilinçaltının aktive edilmesi aşamasıdır. İyi bir kuluçka süreci için önerilenler:
Fikir, keşif veya buluşun yapıldığı veya çözümün bulunduğu aşamadır. Çoğu zaman kuluçka aşaması ile keşif aşamasını zamansal olarak ayırmak mümkün olmaz. Fikir veya keşif aşaması için önerilenler:
Değerlendirme ve gerçekleştirme, buluşun uygulanabilirliğinin tartışıldığı ve buluşun uygulandığı aşamadır. Değerlendirme ve gerçekleştirme cesaret isteyen bir süreçtir. Değerlendirme ve gerçekleştirme aşaması için önerilenler:
Herkesten farklı olarak daha fazla yaratıcı olan/görünen kişide aşağıda
sıralanan özelliklerin olduğu öne sürülüyor (Erlendsson,
1999):
|
İçindekiler | |
- Bir iş süreci olarak yaratıcılık Yaratıcılığın geliştirilmesi, çalışanların yaratıcılığından yararlanmak
için yeterli değildir. Teknoloji şirketlerinde çalışanların yaratıcı
olmaya yöneltilmesi ve yaratıcılığın bir iş sürecine dönüştürülmesi için
ilginç uygulamalar yapılmaktadır (Besemer, 1999):
|
İçindekiler | |
Genel DeğerlendirmeDüşünme ve yaratıcılık çağdaş iş süreçleri açısından büyük önem verilen zihinsel ve grup süreçleridir. Özellikle "yeni ekonomi" kavramı ile ifade edilen sistem/ler bilgiye, yaratıcılığa ve sorumluluk alma davranışına gereksinim duyuyorlar. Bu nedenle bilginin artırılması ve yönetilmesi için yatırım yapıyorlar. Sunduğumuz çalışmada zihnin karmaşık ürünleri olarak düşünme ve yaratıcılığı birer süreç olarak inceledik. Bu süreçlerin bireysel psikoloji açısından nasıl kavramlaştırıldıklarını ve iş ortamlarında nasıl kullanıldıklarını anlamaya çalıştık. Düşünme ve yaratıcılığı birer üretim etkinliği olarak değerlendirerek gerekliliklerini, bazı zayıf ve güçlü yönlerini, etkinliklerinin nasıl artırılabileceğini belirli sınırlar içinde görmeye çalıştık. Sonuç olarak düşünme ve yaratıcılığın etkin kullanılabilmesi için yardımcı olabilecek basit şemalar sunduk. İleride, bu şemaların geliştirilmesi ve farklı bilgi alanlarından gelen yeni bilgilerle desteklenmesi, şemaların işlevselliğini artırabilir. Daha fazla bilgiye erişmek için, yayınlanmış olan bazı kaynaklar metin içinde ve Kaynakça bölümünde yer almıştır. Kaynakların büyük bölümü Internet sitelerinde henüz yayınlanmakta olan sayfalardır. Ayrıca, Önerilen kaynaklar listelerinde de konuya ilişkin ilginç bazı çalışmalar bulabilirsiniz. Çalışmamıza ilişkin değerlendirme, öneri ve eleştirilerinizi dursun@ak-kurt.com adresine yazabilirsiniz. |
İçindekiler | |
KaynakçaNOT: Hazırlandıktan hemen sonra sunulacak olan bir konuşma metni olduğu için kullanılan Internet kaynaklarının belirtilmesinde bir sakınca görülmemiştir. Ancak Internet'in doğası gereği zamanla kaynaklarda değişiklikler olması veya dokümanların bütünüyle kaldırılması mümkündür.Anderson, K: How We Sometimes Fool Ourselves When Making Decisions. Pertinent Information. 2001. Anderson, K: More of the most common decision-making mistakes people make. Pertinent Information. 2001. Anderson, NH: Cognitive theory of everyday life. University of Southampton. 1996. Anonymous: Groupthınk: When too much cohesion is a dangerous thing. The University of New Hampshire. 2001. Barnett, M: Manual for Leaders: Analytical Thinking. The University of Texas Medical Branch. 1999. Besemer, AD: Creativity and Innovation: Culture Transformation. Amanda Dawn Besemer. 1999. Besemer, AD: Creativity and Innovation: Current Creativity in the Marketplace. Amanda Dawn Besemer. 1999. Cave, C: Creativity Basics: Enhancing Creative Competency. Charles Caveman. 1999. Demiröz, T: Creativity will be the next economic activity. Tayfun Demiröz. 2001. Erlendsson, J: The Role Of Creativity. University of Iceland. 1999. Forbes, DP: Cognition and corporate governance: understanding boards of directors as strategic decision-making groups. Academy of Management Review. 1999). Kağıtçıbaşı Ç: İnsan ve İnsanlar, Cem Ofset Matbaacılık. 1979. Lahti, RK: Group Decision Making within the Organization: Can Models Help? CSWT Papers. 1996. Ludwig, H: The Qualitative Genesis of All Principal Forms of Cognition. Heiko Ludwig Homepage. 2001. Morgan, CT: Psikolojiye Giriş Ders Kitabı, HÜ Psikoloji Bölümü Yayınları (Ed. Sirel Karakaş). 1980. McComiskey, M: Guide to Critical Thinking. University of Connecticut. 1997. Murray, B: Does ‘emotional intelligence’ matter in the workplace?. American Psychological Association. 2001. National School-To-Work Opportunities Team: How To Facilitate Groups. STW Institute. Peirce, W: Understanding Students' Difficulties In Reasoning. Prince George's Community College. 1998. May, R: Yaratma Cesareti. (Çev: Alper Oysal) Metis Yayınları. 1991. Team Engineering Collaboratory: Team Works: Skils for Collaborative Work. University of Illinois. 2001. Trochim, WMK: Deductive and Inductive Thinking. Bill Trochim's Center for Social Research Methods. 2001. Washington State Library: Conducting Focus Groups. Washington State Library. 2000. Young, : Emotions And Emotional Intelligence. Bill Trochim's Center for Social Research Methods. 2001. |
İçindekiler | |
Önerilen KaynaklarLyons, AD: Gestalt Approaches to the Gesamtkunstwerk. The University
of Sydney. 2000. Schafersman, SD: Critical Thinking And Its Relation To Science And
Humanism. Humanist Net. 1998. Wiik, T: Lateral thinking and The Problem Formulator. The TRIZ
Institute. 2001. Cotton, K: Teaching Thinking Skills. Northwest Regional Educational
Laboratory. 1991. Shepherd, P: Transforming The Mind. Peter Shepherd. 2001. Naiman, L: Creatiwity at Work. Linda Naiman & Associates Inc.
2001. Wieder, R: Creativity Tests. Gale Encyclopedia of Childhood and
Adolescence. 1998. Baumgartner, J: 10 Steps for Boosting Creativity. JPB Creative Co, Ltd.
1996. |
İçindekiler |
| Merhaba
Bilişim
Psikoloji
İş Yaşamı
Kendimce
|