PERFODA
Bilişim Hizmetleri



 

Katılımcılar:
Aladdin Kul (akultr @ yahoo.com)
Bülent Artüz (bulent @ artuz.com)
Dursun Akkurt (dakkurt @ yahoo.com)
Gilda Kirtavit (gilda @ superonline.com)
İhsan Gercelman (igercelman @ yahoo.com)
Nesrin Kılınç (nkilinc2002 @ yahoo.com)
Nil Değer (ndeger1120 @ yahoo.com)
Süleyman Yaz (suleymanyaz @ yahoo.com)
Tayfun Demiröz (tayfun @ tayfundemiroz.com)

Sohbet Ortamı: BISB toplantı salonları

İnsanın bilgisayarla etkileşimini üç düzeyde ele almak mümkündür. Birinci düzeyde kullanıcının bilgisayarla fiziksel etkileşimi yer alıyor. Klavyenin tuşlarına dokunmak (klavyenin ergonomisi), mouse, touchpad vb veri giriş araçlarının kullanımı ve çıktı donanımının kullanımı gibi fiziksel düzeydeki etkileşim yer alıyor.

İkinci düzeyde, bireyin yaşamında bilgisayar ve internet gibi ortamların etkisi yer alıyor. Bu düzeyde etkileşim bireyin bilgisayar kullanma becerisinden, bilgisayarın bireyin yaşamı üzerindeki etkilerine kadar bir çok psikolojik ve teknik konuyu içeriyor. Internette sörf yapmak, sohbet odalarına katılmak (chat), haber gruplarını izlemek, bilgisayar programları yazmak, bilgisayarda müzik dinlemek vb konular bireyin bilgisayarla etkileşimi olarak ele alınabilir.

Üçüncü düzeyde toplumun veya toplulukların bilgisayarla etkileşimi konuları yer alıyor. Bilgisayar ve internetin yaygınlaşması ile gelişen yeni iletişim ve veri paylaşma modelleri, bilgisayar ağlarının şirketler üzerindeki etkileri, bilişim yatırımlarının şirket veya ülke üretkenliklerine katkısı konuları toplumun bilgisayarla etkileşimi olarak değerlendirilebilir.

Alışkanlık olduğu üzere önce kendimizi batılılarla karşılaştırıp, insan bilgisayar etkileşiminde farklı olup olamayacağımızı sorguladık. Bu noktada uzun süre yurtdışında yaşamış olan Tayfun Demiröz'ün yaşantılarına başvurduk:

Tayfun Demiröz - Benim dikkatimi çeken unsurlardan birisi, bu chat gruplarındaki boş laflar. Tam anlamıyla 'geyik'. Birçok insanın saatlerce hiçbir artı değer üretmeden dogmalarını kusmaları ne bireylere fayda sağlıyor, ne de toplum kültürüne. Bana kıraathane kültürü anlatıldıkdan sonra chat odalarında ve discussion boardlarda yapılan 'bilgi' alışverişi biraz daha anlam kazandı. Biz Türkler genel konuşmayı seviyormuşuz. Bu konuşmaların bir sonuca gitmesi gerekmiyormuş. Bu açıdan bakıldığında, bizler muhabbet alışkanlıklarımızı internettede icra ediyormuşuz.

Tabiiki bilgi toplumu olmak yolunda bu alışkanlık büyük engeller çıkartıyor önümüze. Bilginin alınıp satılabileceği bir ortam yaratmaktansa (bilgi pazarı), bizler gittikce bilgiyi kendimizde tutup, ya da bilgi edinmeksizin, salt diğer insanların düşüncelerine saldırmakla kalıyoruz. Veya, karşımızdaki insanın toplumsal/hiyerarşik konumu itibariyle, o insanın görüşlerine saygı duyuyor ve sorgulamıyoruz.


Bilgisayar ya da internette içerik oluşturma konusunda batı kültürlerinden farklı olduğumuz sonucuna vardık. Aslında bu farklılık sadece bilgisayar ve internet kullanımına ilişkin değil, ithal TV programları gibi karşılaştırmanın kolay olduğu bir çok alanda da dikkat çekecek oranda büyüktür.

Bilgisayar öğrenmeye ve kullanmaya direnç gösterenlerin neden direndiğini sorguladık. Bireysel direncin kişisel özelliklere bağlı olduğunu ve zorlamayla aşılabildiğini tespit ettik. Buna karşılık kurumsal direncin veya kurum içi yapıların direncinin "güven"e ilişkin olabileceği ortaya çıktı. Bu konuda zengin kurumsal uygulama geliştirme deneyimi olan Aladdin Kul'un ilginç yaşantıları var:

Aladdin Kul - 1989 yılından bir anı;

Külçeden folyo ve Levha üreten Alüminyum tesisinde, Üretim İzleme Bilgisayar sistemi kapsamında bazı modülleri devreye almıştık.

Tesisin ilk başlangıç ünitesi olan Fırım ve Bobin üretim tesisindeki mevcut kule odası yeniden düzenlenerek Bilgisayar ve printer kurulmuş, vardiye düzenine göre çalışan kişilerin kuleden üretimi izleyerek, üretimi tamamlanan her bobin bilgisinin bilgisayardan girilmesi ve bobinin bir sonraki sıcak hadde ünitesine yürüyen bantlara ulaşmadan önce, bilgilerin (Rota Kartı) sıcak haddehane printer'ından çıkması amaçlanmış idi.

Birgün sıcak haddehane sorumlusu, bobinlerin rota kartının printer'larından çıkmadığı için, işlemleri manuel takip etmek zorunda kadıklarını ve bu yönteminde eski duruma göre daha fazla zaman aldığı bilgisini verdi.

Yapılan ilk incelemede sıcak haddehane vardiya ekibinin bobin bilgilerini girmediği için rota kartlarının alınamadığını belirledim ve vardiyadaki kişilerle konuştum, fakat ısrarla tüm bilgilerin eksiksiz girildiğini iddia ettiler.

Bunun üzerine sıcak haddehanedeki bilgisayardan yapılan işlemleri 2 gün boyunca sistem konsolundan monitör edip log tutmaya başladım ve bir rapor olşturarak, vardiya çalışanları ile bir toplantı yapıp, son 2 gündür tüm işlemlerin monitör edilerek izlendiğini buna göre şu tarih ve şu saatte bilgisayarın açıldığı şu bobin bilgilerinin girildiği, şu satte kapatıldığı 3 saat hiç açılmayıp (şaka olsun diye çay molası verildiği), şu saatte açılıp rastgele (u,z,o,q,3,t, v.b tuşlara basılıp) submit tuşuna basıldığı, sonra yine şu saate kapatıldığı, raporda yer alan tüm işlemleler datayları ile kendilerine aktarıldı ve herhangi bir sorunda mutlaka bilgi işleme haber verilmesi gerektiği belirtildi. Vardiya çalışanları mahçup hisleri ile bundan sonra düzenli olarak bilgi girişlerinin yapılacağı bilgisini verdiler. Sonraki günlerde, bilgi girişi ile ilgili sorunlar büyük ölçüde azaldı.

Haftalar sonra, Bilgi İşlemde gece vardiyasında görevli bir arkadaşım, bana bu konu ile ilgili aşağıdaki bilgileri verdi.

Gece vardıyasında yemekhanade yemek yerken, sıcak haddehanede görevli kişiler yanına oturarak benim onlara aktardığım bilgilerden bahsetmiş ve sistem monitöründen sürekli izlendikleri için yerlerini (en doğal ihtiyaçları için bile) hiç terkedemedilerini, izleme odasına gizlice getirmiş oldukları elektrik ocağı çaydanlık v.b şeyleri odadan çıkartmak zorunda kaldıklarını, hatta izlendikleri için burunlarını bile karıştıramadıkları bilgisini vermişler.

Hoş o zamanlar hayali yapılan kamera ile görüntülerin bilgisayardan izlenmesi şimdi sıradan bir iş haline geldi.


Aladdin Kul - 1995 yılından bir anı;

Çalıştığım şirketin muhasebe birimindeki arkadaşlarında katkısı ile Muhasebe uygulamasını hazırlayıp bilgisayar ortamında devreye almıştık, Bu uygulama ile muhasebe işlemlerindeki manuel takip kırtasiyeler, kalomozlar vb birçok yöntem terkedilmiş, mizan lar bile günlük olşturulmaya başlanmış idi, bunun yanında muhasebe birimindeki fazla mesailerdede büyük azalma olmuş idi.

Muhasebe birimine, Muhasebe uygulamasını devreye almadan 5-6 ay kadar önce şef düzeyinde bir arkadaş katılmış idi

Tüm hesapları, şirkette mevcut CASIO nun gelişmiş elektronik makinaları yerine, kendi getirdiği , eski (FACIT) kollu hesap makinesinde yapardı.

Sistemin devreye alınmasından sonrada sürekli sistem ile ilgili görüşmeler yapar, uygulamadaki eksik, hatalı veya olmasında yarar görülen kısımları ekler/düzeltirdik.

Birgün bu arkadaş bir sorunu anlatmak için masasına çağırdı. Son güne ait kendisinin manual olarak hesapladığı bilgileri içeren belgeleri gösterdi. Ogünün detay kayıtlarını sistemin ürettiği raporlardan inceledik, sorun görünmüyordu, bir önceki günkü manuel hazırladığı belgeleri gösterdi, yine sorun yoktu, 2 önceki günkileri derken sistemin bilgisayar ortamına aldığımız tarihten sonraki her günün işlemlerini manuel olarak tuttuğunu, hesaplayıp kendine manual listeler oluşturduğunu hayret ile izledim ve bu işlemin manual yapılmasının çok zor ve zaman alan bir iş olduğunu, manual işlem yapmaya gerek olmadığı bilgisini verdim. Kendisinden, bazen elektronik hesap makinalarının bile hata yaptığını ne olduğunu bilmediği bilgisayarlarında hata yapabileceğini düşündüğü için işlemleri manual hesaplıyarak kontrol ettiği bilgisini almıştım.

Sonunda sorunun girişi ve sonrasında iptali yapılan bir mahsup fişinin işlem listesinde yer almasından kaynaklandığını belirledik.

Bu olay bana kişilerin alışkanlıklarını kolay kolay terketmekte çektikleri güçlükleri göstermiştir.


"Güven" kavramının, insan bilgisayar etkileşiminde önemli olduğu ve bilgisayarın güven sağlayıcı olabildiği sonucuna vardık. Bilgisayar iş ortamlarında güven sağlayıcı olabilir.

Özellikle internetin yaygınlaşması bilgisayar kullanmayı ve satın almayı özendiricidir. İnternetin getirdiği yeni olanakların, bilgisayarla daha önce yaşantısı olmayan insanları nasıl cezbettiğine ilişkin yaşantılarımızı paylaştık. İnternet'in yaygın kullanımı, bilgisayar almayı belkide aklından bile geçirmeyen insanları bilgisayar almaya ve kullanmaya zorluyor. Bu konuda internet içerik sağlayıcı ve internet servis sağlayıcı deneyimleri olan Dursun Akkurt'un yaşantıları dikkat çekti:

Dursun Akkurt - Çalıştığım şirket'e bağlı bir internet café vardı. Akşam üzerleri liseli çocuklar gelip chat yapıyorlardı. Aynı okula giden bu çocukların bazıları birbirlerini okul ortamından da tanıyordu. Bir akşam üzeri bu çocuklardan ikisi chat ortamında birbirlerine saldırdıktan sonra, aynı ortamda olduklarını farkedip kavga etmeye başladılar. Çocukları sakinleştirip evlerine gönderdik. Dışarda ne olduğunu bilmiyorum.

Ertesi gün orta yaşlı bir adam geldi. Kapı açılır açılmaz hırsla "kim buranın sorumlusu? Siz burada neler çeviriyorsunuz? diyerek saldırıya geçti. Adamı sakinleştirip konuştuğumuzda, çocuklardan birinin babası olduğunu öğrendik. Adamın, bilgisayar ve internetin çocuğa sağlayabileceği faydalar konusunda ikna edilmesi yarım saatten az zaman aldı. Café'den ayrılmadan hemen önce internete bağlanabilecek bir bilgisayar konfigürasyonu ve yaklaşık maliyetleri hakkında bizden bilgi aldı.

Eminim bu olaydan önce adamın bilgisayar alma konusunda verilmiş bir kararı yoktu.


Diğer yandan internet üzerinde özellikle chat gruplarında kişilerin sorumsuz davranma olanağı bulduklarını belirledik. Özellikle rumuz kullanımı veya sahte isim kullanma kolaylığı nedeniyle internette gerçekleşen ilişkilerde kişiler ahlâk sınırlarını zorlayan davranışlarda bulunabiliyorlar. Bu konuda uygulama geliştirme uzmanı ve iyi bir internet kullanıcısı olan Gilda Kirtavit'in ve bilişim teknolojileri uzmanı Bülent Artüz'ün çarpıcı bir yaşantısını paylaştık:

Gilda Kirtavit - yurtdisinda yasayan kardesimle zaman zaman netmeeting (goruntulu ve sesli chat) yapiyoruz. yine bu seanslardan birinde tuhafca , belki de bu alemler icin dogal sayilan bir olayla karsilastim. onceden kararlastirdigimiz saatte baglandigimdan netmeetinge invite mesajini aldigimda yollayanin adina bile bakmadan kabul ettim , karsima tanimadigim bir adam (annesinden dogdugu kilikta) cikti. ben saskinligimi uzerimden atamadan "simdi masturbasyona basliyorum" demesiyle panik halinde netmeetingden falan cikmayi dusunemeden laptopun kapa dugmesine bastim. o da sanatini icra edecegi baska kurban seyirciler aramaya devam etti sanirim. :))

Bülent Artüz - Zamanında chat ortamlarına ilk takıldığımız günlerde, chat’in ben tamamiyle geyik muhabbeti olduğunu söylüyor (ki hala öyle düşünüyorum), ortamı biraz olsun sapık eğilimlerim için kullanıyordum. Evet sapıkçaydı ama beni ve beraberce (aynı fiziksel odada) girdiğimiz kişileri çok eğlendiriyordu. Birgün bir hatun rumuzu ile chat yapıyoruz, ve bayağı da yollu bir hatunu canlandırıyoruz, odaya ve kişilere özel tahrik edici cümleler sarf ediyoruz, bir kaç kişi örümcek ağımıza düştü. Düşenlerden birinin de chat odasında çıktığı bir kız var. Bu çocuk bize cep telefonunu fısıldadı (özel görüşmelere bu ad verilir) biz de aldık o numarayı o chat odası dahil bütün chat odalarına daha da tahrik edici sözlerle, numaram bu diye verdik. Tabii doğal olarak herifin cep telefonu kitlendi.

Çocuk odaya “Bu benim numaram, benim numaramı aldı kendi numarasıymış gibi veriyor” diye bağırıyor....

Bu arada çocuğun sevgilisi ortaya çıktı, kız çocuğa soruyor “peki o senin numaranı nerden biliyor...???”

Yani ortalığı iyice karıştırdık.

Bundan başka yine kız rumuzları ile chat odalarına girip bize fotograflarını yollayan erkeklerin 1-2 dakikada kafalarını kesip, yine internetteki porno sitelerden indirdiğimiz fotoroflara monte edip onlara geri yolluyorduk.

Evet bunlar tamamiyle adilik ama çok zevkli...


Diğer yandan bu sorumsuzluk insanların bilgisayar ve internet ortamlarına olan ilgisini arttırıyor.

Kişisel sorumsuzluğa alternatif olarak bazı internet ortamlarının kişiliğimizin parçası haline gelebildiğini ve kendimize internette kimlik oluşturma şansı bulabildiğimizi belirledik. İnsanlar internetteki olanakları kullanarak bir ölçüde kendilerine özgü ortamlar oluşturabiliyorlar. Bülent Artüz'ün MyYahoo yaşantısı ilginç bir örnek:

Bülent Artüz - Ben (Bülent) artık yazı yazmayı unuttum, kalem tutunca sağ baş parmağımda nasır oluşuyor, kalemi kıracakmış gibi tutuyorum ve yazdığım tüm yazıları ya kaybediyorum ya da o kadar okunmaz yazıyorum ki kendim dahi okuyamıyorum. Bu yüzden ve her yerden erişilibilirlik yüzünden tüm public bilgilerimi (şifrelerim hariç) internette tutmaya karar verdim. Mesela bir müşteri numaram var (ve bunu her yerden bulabilirim) internette bana ait bir yerde tutmak bana daha rahat geliyor, en azında oradan “cut” edip gerekli yere “paste” edebiliyorum. Bu yüzden erişilebilir ve gerekli tüm bilgilerimi internette tutmak işime geliyor. Bunun için iki yöntem uyguluyorum:

  1. Kendime bir domain name aldım ve sitemi hazırladığım yerde bu bilgileri tutabiliyorum.
  2. Birde hem backup hemde hazır bir yer olmasından ve maintenence’ıo başka büyük bir şirket tarafından yapıldığı için (Yahoo!) http://my.yahoo.com ‘u seçtim.

My.yahoo.com da ben bana hazır olarak verilen template’i istediğim gibi edit edip, configure edip her zaman alıştığım bir desktop’un login olduğumda karşıma gelmesini sağlıyorum.

Buradan dünya haberleri, hava durumları, maillerim, gruplarım, ilgilendiğim konularda başlıkları görüp, her seferinde bir arayış içinde olmuyor, internet yaşamımı kendim için kolaylaştırmış oluyorum.


İnternet insanların kendilerini ifade etmesi ve inanılması güç sayıda kitlelere ulaşabilmesi için de uygun ortam oluşturuyor. Ünlü internet karakterimiz Mahir en iyi örneklerden birisidir. Mahir doğal haliyle internette bir fırtına yaratmayı başarmıştır. Doğal olarak internette kendini ifade etmenin daha az çarpıcı yolları da var. Tayfun Demiröz'ün internet sitesi bir profesyonelin kendisini ifade etmesine iyi bir örnektir. İhsan Gercelman'ın sitesi ise bir fotoğraf sanatçısı ve elektronik ticaret uzmanının internette yarattığı, özelikleri olan bir alandır.

Tayfun Demiröz - Benim açımdan kişisel web sitesi yaratma fikri 'markalaşmak' mevhumundan ortaya çıktı. Bir buçuk sene evvel başladığımda, bugün mevcut olan içeriğe ulaşacağımı düşünemezdim. Ancak, artı değer yaratmanın benim yegani şansım olduğuna inanmaktaydım. Bildiklerimi, öğrendiklerimi, hayellerimi ve kimliğimi paylaşarak çevremde yeni topluluklar oluşturmaya başladım. Kendi başıma gerçekleştiremeyeceğim hayallerimi, bir 'community' yaratarak gerçekleştirmeye başladım. Web sitem hem bana hizmet etmektedir, hemde sitemden faydalanan kişilere. Yeni ekonominin gerçeğide budur zaten.


İhsan Gercelman - Oluşturmuş olduğum kişisel fotoğraf çalışmalarımın küçük bir bölümünün bulunduğu site çalışmalarımı diğer fotoğrafçılar ve fotoğraf sevenler ile paylaşmamı ve zaman zaman onlarla iletişim kurmamı sağlıyor. Artık bu siteyi geliştirmem ve beni profesyonel anlamda da tanıtan bir hale getirmem gerekliliğini hissediyorum.


Pek çok örnek arasında Bülent Artüz'ün ve Dursun Akkurt'un kişisel web siteleri de başarılı birer internette var olma örneğidir.

İnternette ücretsiz servis veren "yahoo", "hotmail", "freeservers" gibi kuruluşların bize kazandırdıkları ve bizden kazandıklarını tartıştık. Bilançoları itibariyle bu kuruluşların çok karlı olmadıkları söyleniyor. Buna karşılık satış değerleri çok yüksek rakamlarla ifade ediliyor. Bu durumda sözkonusu şirketlerin değeri bugün kazandıklarında değil ileride kazandırabileceklerinde aranabilir. Elektronik ticaret konusunda uzman İhsan Gercelman'ın yorumu bu durumu anlamamıza yardımcı olabilir.

İhsan Gercelman - Yahoo gibi kuruluşların bazı üyelerinden yarar sağlayamadığını düşünüyorum. Ben yahoo e-posta adresi kullanıyor fakat e-postalarıma yahoo’nun web sitesinden değil MS Outlook’tan bakıyorum. Bu nedenle Yahoo’nun göstermiş olduğu reklamların hiç birini görmüyorum. Benin bu noktada Yahoo’ya tek yararım yahoo e-posta adresim ile Yahoo’nun adını çevreme duyurmak ve belki bu yolla Yahoo yeni üyeler kazanıyor.


Bilgisayarın kişiliğimizle nasıl bütünleştiği konusundaki yaşantılarımızı paylaştık. Kendimize ilişkin ifade edebileceğimiz bir çok cümlede "bilgisayar" veya buna ilişkin bir kelime kullanıyoruz. Sanırım meslek edindiğimiz için hemen hepimiz kendimizi bilişim dünyasının dışında düşünmekten çok korkuyoruz. Bir yazılım geliştirme uzmanı olarak Süleyman Yaz bizimle kendi duygularını paylaştı:

Süleyman Yaz - Bilgisayar ve insan…. Heralde yakında şunu soracağız bilgisayarmı insanmı? Esasında bu soruya gelmeden önce ikiside oldukça iç içe geçecek galiba. Ve heralde bunun ilk örneklerini bizler oluşturuyoruz. Düşünsenize, dünyada bilgisayar diye birşey yok, ne kalırdı sizden geriye? Evet insan olarak çok şey ifade ediyoruz ama… iş, para, kariyer, hatta düşünme şekilimiz bile etkileniyor bu aletten.

Bi dergide okumuştum, 2050 yılı hedefi diye, belki şaşıracaksınız ama, şu robot mühendisleri varya, amaçları 2050 yılı dünya kupasını kazanan insan futbol takımını, tamamen insan kuralları dahilinde yenebilecek bir futbol takımı yapmakmış. Aman Allahım neler göreceğiz….

Sakın şöyle hayalleriniz olmasın, yaşlılık günlerimde kızım bana bakar diye, hah haaa size harika bir robot bakacak, arkadaş oacak, gezdirecek, evinizi temizleyecek falan. Kızınızmı, merak etmeyin arada görürsünüz.

Tahminim bilgisayarların gidişi daha çok yaptığımız ekranlarda değil bizi biz yapan işleri becerme yönünde ilerleyecek gibi görünüyor. Sıradan hiçbirşey kalmayacakki insan tarafından yapılsın. Ve sonsuza kadar yaşayacak meslekler, Sanatçılar bilim adamları.

Eeee insanmı, Bilgisayarmı?


Diğer yandan yaptığımız programlar, kişisel internet sitelerimiz ve kurduğumuz sistemlerle bilişim dünyasına katkıda bulunuyoruz. Bilişim dünyasında varolma biçimlerimiz farklı da olsa, hepimizinin bu dünyada bir varlığı var. Varlığımızın farkında olmak ve onu geliştirmek giderek bir sorumluluğa dönüşüyor. Dursun Akkurt'un psikoloji bilimi açısından yaklaşımı ilginç gelebilir:

Dursun Akkurt - İnsanlar ürünlerini ve mesleklerini kişiliklerinin bir parçasına dönüştürürler veya kişiliklerini ürün ve mesleklerine yansıtırlar.

Ben kullanmakta olduğumuz kişisel bilgisayarların masa üstü görünümü, bilgisayarı kullanırken gösterdiğimiz davranışlar, internetteki tercihlerimiz gibi davranışların kişiliğimizden çok büyük oranda etkilendiklerini düşünüyorum. Yalnızlık duygusu veya ergenliğin chat ortamlarına olan ilgiyi artırması bu durumların genel psikolojik örüntüleri ile ilişkilendirilebilir. Okuma alışkanlığı zayıf olan insanların bol resimli veya görüntü ağırlıklı internet ortamlarını tercih edeceklerini tahmin etmek de zor değil. İnternet görüntü ve metnin bolca harmanlandığı bir ortamdır. Okumayı sevmeyen insanların internetteki kısa metinleri büyük zevkle okuduklarını görüyorum.

Diğer yandan yazdığımız bilgisayar programları, programcının kullanıcı ile konuşmasını sağlıyor. Öyle ki, hazırladığı arayüz programcının kullanıcılara bakış açısını ve bazı kişilik özelliklerini yansıtıyor. Bülent Artüz, Tayfun Demiröz, İhsan Gercelman ve diğerlerinin internet siteleri kendilerinden internete kattıkları birer parçadır. Kişisel web siteleri internetle yapılan kişisel alışverişin kristal berraklığında örnekleridir.


Özellikle internette varolmanın ve bu varlığı bir noktada başlatmanın giderek önem kazandığını görüyoruz. Bilgi sunmanın en etkin yollarından biri olarak internet bizi bütün dünyaya ulaştırabiliyor. İnternette Vektör Harita konusundaki projesi ile Bülent Artüz'ün yaklaşımı internette varolmanın değişik bir boyutunu yansıtıyor.

Bülent Artüz - Günümüzde yeni bir şey bulunmaz diye bir şey yok, tabii ki bulunur ama bunun yanında, zaten var olan ürünlere, bir katma değer katmak da büyük bir iş. Zaten hayatta bir kolajdan ibaret parçalar var ve siz onları birleştiriyorsunuz. Biz bunu hardware olsun software olsun her iki dünyada da uyguluyoruz bunun adına da proje diyoruz.

Ben bilgim dahilinde olan verileri aksiyom kabul edip yeni kolajlar yapabilmek için çalışmalar yapıyorum, bu günlerde çok eskiden başladığım, Türkiye kıyılarının bir vektör haritasını çıkarma hobisini, bu verinin bilgisayar ortamında kullanılmasına dönüştürüyorum. Temelde Visual Basic programlama bilgimi kullanıp üzerine javascript, ASP programlama tekniklerini öğrendim.

Bir proje için en önemli unsur “aradığını bilmeyen bulduğundan anlamaz” mantığını kabul etmektir.

Ben bu proje ile Pocket Pc üzerinden GSM ve GPS (Global Positioning System) bağlantısı ile harita üzerinde yer tayini ve bunu internet üzerinden başkaları ile paylaşma olanağını sağlamak üzere bir projeye başladım.


Teknoloji (internet, VCD, GSM vb) sokaktaki insana zorla kullandırılıyor. İş ortamlarında bilgisayar kullanımı zorunlu hale geldi ve bu bağlamda bilişim çalışmaları yeni boyutlar kazandı. Teknoloji kullanmaya zorlanan insanın bu zorlamaya tepkisi tartışmaya değer önemli bir konudur. Genç insanlar teknolojiyi daha kolay benimsiyor ve kullanmaya başlıyor. Bir başka bakış açısı ile teknolojiye yatkınlık bir tür kişilik özelliği (yatkınlık) olarak görülebilir. Genç insanların teknolojiyi daha kolay benimsemesi Dursun Akkurt tarafından yorumlandı.

Dursun Akkurt - Çocuklar ve gençler başlangıçta oyun aracı olarak bilgisayara ve internete yönelebiliyorlar. Kısa zamanda, merakları, onları bilgisayar ve internetin derinliklerine doğru sürüklüyor.

Meslek yaşamımda beni en çok etkileyen yaşantılardan ikisi Türkiye'de internetin üçüncü yılında bir lise öğrencisinin tasarladığı bir web sitesi ve bir üniversite ikinci sınıf öğrencisinin internet teknolojileri hakkındaki sahip olduğu detaylı bilgi olmuştur. Yakın zamanda medyada yer alan Bill Gates modeli genç ve çok başarılı bilişim yatırımcıları bende hem başarısızlık duygusu (biraz kıskançlık) hem de saygı uyandırdı. Çocukların ve gençlerin SimCity, Civilization gibi tasarım oyunlarında gösterdiği -bence- olağan üstü performans genç ve taze zihinlerinin ürünü değil midir?


Teknolojiye yatkınlığın kişisel bir özellik olduğu fikrini ise Bülent Artüz açıkladı.

Bülent Artüz - Teknolojiye uyumluluk için bence yaşın çok büyük bir önemi yok, tabii ki kişi bir şeyin içine doğuyor ise onu kabul olarak addedecektir ama teknolojiyi kabulde bir eşik noktası vardır ki bu aşıldığı andan itibaren kişinin yaşının bir önemi kalmaz. Bunu şöyle örnekleyebilirim:

Radyo evlere girmeden önce doğmuş bir kişi, radyo evlere girdikten sonra doğmuş bir kişiden, televizyonu kabul esnasında tutucu olmayabilir ama radyo bulunduktan sonra doğmuş bir kişi radyo zaten vardı tamamda bu televizyon nereden çıktı şimdi diyebilir.

Bu kişisel bir tercihtir. Her teknolojik gelişme kişinin daha rahat kullanması için yapılır, evet prototipler insanları zorlayabilir ama işte o eşik aşımı burada devreye girer, eşikten atlamış olan kişiler “yaa bu daha kolay olmalıydı, bir sonraki versiyonunda düzelir” derken atlamamış olanlar korkup kaçarlar ve bir daha onu hiç kullanmazlar.


İnternetin giderek yaşayan (live) bir ortama dönüşme potansiyeli olduğunu; internette gerçek zamanlı etkileşimin giderek değer kazanabileceği anlaşılıyor. Özellikle yeni iletişim teknolojilerinin mevcut kurumsal uygulamalar ile entegrasyonu, interneti gerçek zamanlı yaşayan bir ortama dönüştürüyor. İnsanlar gerçek zamanlı olarak, internetten uzmanlara veya akıp giden verilere erişebiliyorlar. Bazı durumlarda internetten gerçekleşen gerçek zamanlı erişim TV, radyo gibi alternatiflerine tercih edilebiliyor.

İnternette ticaretin canlı yayınla desteklenmesi halinde daha iyi sonuç alınabileceği düşünülüyor. Örneğin, Bülent Artüz, ürün hakkında yaşantısı olan güvenilir/uzman kişilerle online bağlantının ürünün satışını artırabileceği fikrini savunuyor.

Bülent Artüz - Daha önce yeni bir şey bulmak ve var olana bir katma değer kazandırmaktan bahsetmiştim, günümüzde bir çok internet satış mağazası var ama farkları ne? Hiç bir şey!...

Çünkü çok mekanik, bir makinadan, software robottan ürünü ısmarlıyorsun ve sana geliyor. Oysa buna bir ruh katılsa albenisi artacaktır. Yani şunu söylemek istiyorum: İmzalı ürünler satmak, markalar üzeri bir onay sahibi olabilmek, ‘ben ALİ bu ürünü kullanıyorum çok memnunum sizede sadece bunu tavsiye ederim” diyebilmek. Bugün bir çok satış sitesinde ürünlerin kullanılanlar tarafından yazılmış kritikleri var ama bunlar tamamiyle sahte veya alıcının tanımadığı kişiler tarafından yazılmış. Ben bundan bahsetmiyorum, önce ALİ’yi (ALİ burada bir isim) meşhur ediyorsun, güvenilir bu işi bilen bir kişi olarak lanse ediyorsun sonra onun tavsiyeleri ile bir şey satıyorsun ve satılan üründe TSE gibi ALİ yazıyor.


Diğer yandan internetteki içeriğin veya bazı yaklaşımların özellikle çocukları araştırmaktan alıkoyduğu; bilgiyi çok kolay erişilebilen hazır paketlere dönüştürerek çocukların araştırma eğilimini körelttiği de görülüyor. Bu konuya çok farklı açılardan yaklaşılabilir. İnternetin olumsuz etkisini uygulama geliştirme uzmanı Nil Değer açıkladı.

Nil Değer - Zamane cocuklarının internetle olan etkilesimleri yadsınamaz ancak genc beyinlerin bilincsizce bunu kullandıgı ve bazı kotu niyetli sitelerin onların saflıklarından yararlandıgı da bir gercek. Bu tur tuzaklardan cocukları korumak için, bilgiye "dogru" yollardan erişme yöntemlerinin öğretilmesi açısından anne/baba'ya gorev dusecegi ve cocuklarını egitmeleri gerektigi gibi öneriler getirmek mümkün ancak buna katılmıyorum, katılsamda bunun gunumuzde cok zor oldugunu dusunuyorum. Bence gelecekte, yeni nesil internetor'larla anlasmak cok zor olacak.


Doğal olarak bilgisayar ve internetin insan yaşamına katkıları olduğu gibi bazı zararları da olabilmektedir. Mesleği uzun süre bilgisayar kullanmayı gerektiren insanlarda bazı ortopedik ve zihinsel meslek hastalıkları görülebiliyor. Klavye ve mous kullanımı ellerde, oturma biçimi omurgada, yapılan rutin işler veya program yazmak gibi yüksek konsantrasyon gerektiren işler dikkat, bellek gibi bazı zihinsel süreçlerde bozulma/zayıflama sorunlarına yol açabilmektedir. Bilgisayarın olumsuz psikolojik ve sosyal etkileri konusunda proje yöneticisi Nesrin Kılınç'ın ilginç gözlem ve yaşantıları var:

Nesrin Kılınç - Kendi yaşantımda bir dönem, olumsuz sosyal etkilerini çok yoğun bir durum olarak yaşadım. Yazılımcılık yaptığım dönemlerdeydi. Açık sistem ofis ortamında ve Satış departmanı ile iç içe - gürültülü - bir ortamda yaşamama rağmen, bazen bir kaç gün süre ile tasarıma ve yazılıma dalıp, kimse ile bir tek kelime konuşmadığım oluyordu. Oysa geçmişte son derece sohbeti ve eğlenmeyi seven, hatta bir parça da fazla konuşan bir insandım. Değişik arkadaş grupları içinde bulunmayı severdim.

Bir süre sonra bu süreçleri daha sık aralıklarla ve yoğun yaşamaya başladığımı, ailem de dahil insanlarla diyalog kurmada zorlandığımı gördüm. Sanki kafamın içinde, kendiliğinden 24 saat program yazılıyordu. İnsanlarla girişilen her diyalog da önce bir analizden geçiyor, sonra tasnifleniyor, sonra da bir mantık sırasında da akışı çıkarılıyordu. En ufak bir hata sezgisinde bir sonraki iletişim düzeyine geçilemiyordu. Üstelik de önceden tasarlanmış akışa uymayan durumlarda da müthiş bir başarısızlık duygusu yaşanıyordu. Bunu farketmemle, önlem alma fiilini gerçekleştirmem arasında geçen süre bayağı bir zaman aldı. Ancak sonunda başardım ve bilgi işlemciliği değil ama, yazılımcılığı terk ettim. Çok sevmeme rağmen.


Olumsuz etkileri sağlıkla sınırlandırmak da mümkün değildir. Elektronik mesajların, dosyaların istenmeyen kişiler tarafından okunabilmesi; insanların davranışlarının izlenmesi ve kaydedilmesi kişi mahremiyetine (privacy) dönük tehditlerdir. Elektronik verilerin ve belgelerin kolayca tahrif edilebilmesi ve kredi kartı bilgilerinin çalınabilmesi gibi sahtecilik ve hırsızlık biçimleri de başka sorunlar olarak ortaya çıkıyor. Elektronik ticaret konusunda çalışan İhsan Gercelman'ın bu konularda söyleyeceği şeyler var:

İhsan Gercelman - Öncelikle e-posta mesajlarının güvenilmezliğine değinmek istiyorum. Bugün bize gelen bir e-posta mesajının göndericisinden ve mesaj metninin orjinal olup olmadığından hiç bir zaman emin olamıyoruz. Neredeyse hiç kimse sayısal imza kullanmadığından başkasının yerine e-posta mesajı göndermek çok kolay. Özellikle firmaların bu güvensiz araç ile işlerini yürütmelerini çok da sağlıklı bulmuyorum.

Elektronik ticaret konusu ise gitgide gelişen yaşamımızda yer eden bir konu. Fakat hala insanlarda internetten kredi kartı kullanımı konusunda bir endişe ve çekince var. Bu çekince de elektronik ticaretin gelişimine ket vuruyor. Klasik ortamdaki kredi kartı yolsuzlukları çok daha yüksek oranlarda olmasına karşın internet üzerinde oluşan yoksuzluk olayları sanırım daha medyatik olduğundan daha çok duyurulup konuşuluyor. Bizim internette kredi kartı kullanımının dışarına normal yaşamda kredi kartı kullanmanın daha güvenli olduğunu düşünüyorum. Bu düşüncenin yaygınlaşması B2C ticareti geliştirecektir.


Bilgisayar kullanmanın ve internetin yarattığı bazı sorunları gidermek için neler yapılabileceğini sorguladık. Fiziksel, psikolojik ve sosyal zararları için önerilen önlemler var. Bu önlemlerden bazılarını Dursun Akkurt açıklıyor:

Dursun Akkurt - Uzun süre ekrana bakarak çalışıyorsanız, bu süre içinde aşırı dikkat odaklanması ve göz yorgunluğu yaşayabilirsiniz. Basit önlemlerden biri, odanın iyi aydınlatılmış bir duvarına bir soyut resim asmak ve zaman zaman bu resme bakmaktır. Neden soyut resim? Çünki, anlamak için daha fazla bakmanız ve rsimdeki bileşenlerin her birini ayrı ayrı incelemeniz daha kolaydır.

Çocukların bilgisayarla uzun zaman geçirmesi fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimlerini zedeleyebilir. Bunu önlemenin basit bir yolu yoktur. Ancak bilgisayara alternatif olabilecek resim yapma, mekanik oyuncaklarla oynama, yürüyüşler gibi açık hava etkinlikleri ve özellikle başka çocuklarla birlikte oynama çocukları koruyucu doğal önlemler olarak düşünülebilir. Anne-babaya düşen sorumluluk, çocukların günlük yaşamında bu etkinlikler için olanak yaratılmasıdır.

Çocuklarla aynı sorunu yaşayan yetişkinler için devamlılığı olan arkadaş grupları, ev dışında sürdürülebilen kültür-sanat etkinlikleri ve spor çok yararlı olabilir. Kendinizi bilgisayarın içinde unutmamalısınız. İnsanları, doğayı veya bilgisayar dışında herhangi birşeyi daha sevmek bilgisayarın götürdüklerini yerine koyabilir.


Bugüne kadar sohbetlerimizde bu konuları paylaştık. Sohbetlere devam etmeyi düşünüyoruz. Ancak bir ara sonuç olarak belirtmekte fayda var. İnsanın bilgisayarla etkileşimi ve bilgi dünyasının gelişimi bilgisayarı radyo ve televizyon gibi herkes için erişilebilir hale getiriyor. Bilişimciler için sayısız olanak, görev ve yapılması gereken daha çok iş var.

İlerideki sohbetlerimizde bilgisayar ve eğitim, bilgisayar ve sanat gibi konularla devam edebiliriz. Bu arada da aklımıza konuşulması gereken başka konular gelecektir. Katılmak isteyen herkesi bekleriz.

İçindekiler

Sunuş:

Günlük sohbetlerimizde bazen çok değerli bilgi alışverişinde bulunuruz. İçeriği çok değerli olmasa bile sohbet etmek günlük yaşamın gerginliğini, yorgunluğunu alan, bizi dinlendiren, tazeleyen bir etkinliktir. Doğal olarak değerli bilgi alışverişi yaptığımız sohbetlerin başka işlevleri de vardır. Yeni şeyler öğrenmek, sahip olduğumuz bilgileri sınamak, güncellemek ve daha önemlisi başkalarıyla paylaşmak sohbet ortamında daha da güzelleşir.

Kaydedilmediğinde bir sohbetin konusu aklımızda kalır veya kalmaz. Hoş, sohbet de kaydelirmiymiş.

Aralık ayında İktisat Bankası Bilgi İşlem Sistemleri Biriminde öğlen arası dinlenme zamanımızın bir bölümünü konulu sohbetlerle değerlendirmeye başladık. Yaklaşık yarım saatlik altı oturum halinde bilgisayar ve insan etkileşiminin psikolojik ve sosyal boyutunu konuştuk. Anılarımızı, düşüncelerimizi ve duygularımızı paylaştık. Hoşça zaman geçirdik.

Sohbetlerimiz sırasında aldığımız kısa notları derledik ve aralara sohbetlerde paylaştığımız anılarımızı serpiştirerek bir yazı hazırladık. Herkes kendi yaşantısını bildiği gibi yazdı. Yazılanların içeriği kadar dili ve yazım biçimi de değerli olduğu için noktasına dokunmadan derledik.

Bu oturumlara katılanlar olarak sohbetlerimizi sizinle de paylaşmak istiyoruz. Çay aranızı bizimle paylaşmak istermisiniz?

Dursun Akkurt
Ocak 2002

Summary

Culture reflects the values of society's social and psychological values and the materials formed by those elements in the whole.

As a cultural element, the technology itself have a variety of effects on culture. In this article, we examine the effects of different dimensions of culture and technological development.



Telefon: +90 (544) 421 49 89
E-mail: dakkurt@yahoo.com
© 2014 Dursun Akkurt, Tasarım: Dursun Akkurt - http://www.ak-kurt.com